logobild

Benutzername:
Passwort:
Sitemize halen üye değilseniz
BURADAN  üye olabilirsiniz!
   
Ana Menü
 
İçerik Menüsü
 
Misafir Defteri
 
Ölümsüz komutan Mono jojoy
 
FARC -EP Timochenko
">
 
FARC -EP
">
 
1649 Haber (275 Sayfa, 6 Bir Sayfada bulunan toplam Haber)

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 .. 275 Sayfaya git: 2

Utanmıyor musunuz? Ellerinizden kan akıyor. (Haber ve Yazılar)
">
Devamı...


Seçimden Sonra Türkiye'deki Sosyal Bölünme...Thierry Meyssan (Haber ve Yazılar)

Başbakan Erdoğan’ın Müslüman Kardeşlere olan bağlılığını ilan etmesinden bu yana, Türkiye politikasının gelişim seyri Mısır politikasına benzerlik arz ediyor: Erdoğan’ın aldığı tartışmasız destek, Türkiye toplumunda meydana gelmesine yol açtığı nefret duygusunu dengeleyecek oranda değil. Türkiye toplumunda şimdiye kadar olandan daha fazla bölünme meydana gelmiş ve demokratik herhangi bir çözüm yolu da ufukta görünmüyor. Bundan sonrası süreçte - toplumsal olaylar ne şekilde cereyan ederse etsin – ister istemez şiddetli uygulamalar olacak.

Hükümetin Suriye’ye savaş açmasına olanak sağlayan bir saldırı yapılmasını düşündüğü milli güvenlik toplantısı sırasında görüşülen konular ile ilgili iki kaydın YouTube üzerinde 27 Martta kamuoyuna yayınlanmasından bu yana Türk siyasi yaşantısı adeta belirsizlik içinde karanlığa gömüldü.

Devamı...


Ukrayna üzerinden Rusya’yı vurmak....Fikret Başkaya (Haber ve Yazılar)


Salı, 18 Mart 2014 02:34


Berlin duvarının yıkılması, Sovyetler Birliği’nin çöküşü ve Varşova Paktı’nın sahneden çekilmesi, soğuk savaşın sonu ilan edildi. Artık dünyaya barış egemen olacak, refah artacak, çatışmaların ve düşmanlıkların olmadığı “kutupsuz” bir dünyada yaşanacaktı! Aslında böyle bir tespit, soğuk savaş denilene dair yanlış bir algıya veya yanlış anlamaya dayanıyordu. Zira, soğuk savaş denilen sadece ABD’nin başını çektiği emperyalist kampla Sovyetler Birliği arasındaki bir “rekabet ve düşmanlık” hali” değildi. Asıl soğuk savaş, şimdilerde Güney veya Global South denilen, Üçüncü Dünya ülkelerine yönelik bir savaştı. Asya, Afrika, Latin Amerika halkları, kendi kaderlerine sahip çıkmak üzere kolonyalist-emperyalist sistemden bağımsızlaşmakta, tarih sahnesinde yerlerini alma niyetini ortaya koymaktaydılar. Eğer yeryüzünün lanetlileri, kolonyalist- emperyalist tahakkümden kurtulur, gerçekten bağımsızlaşır, kendi doğal ve beşeri kaynaklarını kendi refahları ve kalkınmaları için seferber etmeyi başarırlarsa, bu emperyalizmin ve tabii kapitalizmin sonu olurdu. Oysa, kolonyalist-emperyalist-kapitalist Batı’nın yaklaşık 500 yıllık saltanatı, dünyanın geri kalanının sömürüsüne, yağma ve talanına dayanmıştı. Dolayısıyla ne yapıp-edip Üçüncü Dünya halklarının ve devletlerinin emperyalist tahakkümden kurtulmaları, kendi ayakları üstünde durabilmeleri engellenmeliydi! Bu amaçla darbeler, komplolar, suikastlar, iç çatışmalar, savaşlar peydahlandı, saldırılar yapıldı, “kalkınma reçeteleri” sunuldu, “dış yardım” tuzağı kuruldu. Genel bir çerçevede, daha önceki dönemde geçerli kolonyalist egemenlik, neokolonyal (yeni sömürgeci) bir egemenlik olarak ihya edilmeye çalışıldı ve bu alanda oldukça başarılı olduklarını teslim etmek gerekir. Dolayısıyla, Berlin duvarı çöktü, soğuk savaş bitti tekerlemesinin bu dünyada reel bir karşılığı yoktu.



Devamı...


CIA'nin Erdoğanı Nasıl Çözdüğünü Anlatıyor...Sibel Edmond (Haber ve Yazılar)

Per, 02/27/2014 - Uzun süre Türkiye'de yaşadım ve Türkiye iç politikasını çok yakından takip ediyorum. Ve doğrusu, benim FBI muhbirlik davamın konusu aslında ABD-Türkiye arasındaki gizli görüşmeleri deşifre etmemden kaynaklanıyor. ... bu yüzden hem ABD'de, ABD çıkarlarına zarar verdiğim, hem de Türkiye'de Türkiye çıkarlarına zarar verdiğim gerekçesiyle iki ülkede de tamamen dışlandım. ... İnsanlar Twitter üzerinden, sıradan vatandaşlar, soruyorlar, "Erdoğan hakkında düşüncelerinizi bizimle paylaşabilir misiniz", yazdığım makalede bunu yapmaya çalıştım, ve insanların konuyu doğru anlayabilmesi için, ciddi bir tarihi arkaplan bilgisi vermek zorunda kaldım.
Devamı...


Pir'im Pir Sultanım.... Antires Mansur (Şiirler)

Ey benim yüce Pir'im
Zalimleri cüce Pir'im
Güç nedir , ilham nedir
Senin ile eriştim güce Pir'im
 

Halsiz iken hal buldum
Sensiz iken yol buldum
Bilmez iken dil buldum
Senin ile dizdim hece Pir'im
Devamı...


Hasan Sabbah ve Haşhaşilerin çarpıtılmış tarihi...AYŞE HÜR (Haber ve Yazılar)

19/01/2014

Başbakan'ın Gülen Cemaati'ni Haşhaşilere benzetmesi, hafta boyu gündemdeydi. Erdoğan'a göre Haşhaşiler sırf öldürmek için öldüren bir katiller sürüsü. Peki kaynaklar ne diyor? Bakalım... Hasan Sabbah ve Haşhaşilerin çarpıtılmış tarihi Siyasi kültürümüzün yeni unsuru, birini eleştirirken İslam tarihinden figürler ve olaylarla bugünün kişileri ve olayları arasında paralellikler kurmak. ‘Analoji yapmak’ diyorlar buna. Numan Kurtulmuş’un henüz Saadet Partisi Başkanı iken “Harun gibi geldiler, Karun gibi gittiler… firavunlaştılar” demesi, Başbakan Erdoğan’ın, Irak Başbakanı Nuri El Maliki’yi eleştirirken “…. yapanlar Yezid’in izindedir” demesi buna örnek. Analoji yoluyla eleştirinin faydası, o anolojinin kolektif hafızadaki yerinin genişliğine ve derinliğine bağlı olarak, eleştirilen konuyla ilgili olmayanların bile dikkatini çeken bir eleştiriye dönüşmesi. Bir diğer faydası ise, benzemezlikleri farkedenlere ‘benim kastettiğim aslında şuydu’ demeye olanak sağlayacak geniş anlam yelpazesi. Başbakan’ın son analojisi, Cemaat’i Haşhaşilere benzetmek. Bir haftadır medyada Haşhaşiler üzerine bir çok yazı yayımlandı. Çoğu, birbirinin tekrarı olan bu yazıların ortak noktası, Başbakan’ın zihinlerde oluşturmaya çalıştığı ‘Haşhaşi’ imajını pekiştirmeye yönelikti. Bu imaja göre ‘Haşhaşi’ler ‘sırf öldürmek için öldüren katiller sürüsü’ idi. Ancak bu analojinin hedefindeki Gülen Cemaati’ni, bu imajdan çok, muhtemelen ‘Haşhaşi’lerin Şiiliğin İsmailiye kolundan olması hasebiyle ‘sapkın’lık iması rahatsız etti. Bu yazıda yeni bir şey söyleyip söylemediğimin takdirini sizlere bırakıyorum. Umarım, bugüne dek bildiklerinizin üstüne ufacık da olsa bir bilgi eklerim.

 İSMAİLİLİK ÖĞRETİSİ


Hasan Sabbah, Şiiliğin İsmailiye koluna bağlı, eğitimli bir Farisi veya Arap ailesinin çocuğu olarak 1052 veya 1053 yılında İran’ın Kum şehrinde dünyaya gelmişti. Kum, 12 İmam inancına dayalı Şiiliğin kalelerinden biriydi. Bazı kaynaklara göre Sabbah ailesi Yemenli Himyerilerdendi. Bazılarına göre Deylemli bir Farisi idi. Rey’de ve Kum’da eğitim gören Hasan I·sfahan’da Re’îs Ebü’l- Fadl’ın yanında I·smaîlî doktrinini ögˆreneceği iki yıl geçirdi. İsmaililik, Altıncı İmam Cafer es-Sadık 765 yılında öldüğünde, Yedinci İmam olarak Musa bin Cafer el Kâzım'ın yerine Cafer-i Sadık'ın kendisinden önce ölmüş olan oğlu İsmâil bin Câ'fer el-Mûbarek'i Yedinci İmâm olarak kabul eden Şii mezhebiydi. 899 yılında Bayreyn’deki İsmaililerin (Karmatiler deniyordu bunlara) giriştiği katliamlar; 925 yılında Karmatiler yüzünden Hac farizesinin gerçekleştirilememesi, 930 yılında Karmatilerin Mekke’ye saldırması, hacıları katletmesi, Kabe’ye zarar verilmesi, Hacer’ül-Esved taşının sökülüp götürülmesi (taş ancak 20 yıl sonra Fatımi Halifesi Mansur’un ricası üzerine iade edilmişti) ve 10 yıl boyunca Mekke’ye Hac’cı engellemeleri yüzünden İsmailiye mezhebi, Sünni yazarlar tarafından hep kötü anılacaktı. Parantezi kapatıp devam edersek, Hasan Sabbah bir gün hocasına “Sadece güvenilir iki dosta sahip olsaydım, bu hükümdarlıgˆı (Büyük Selçuklu Devleti’ni kastediyor) yıkardım” deyince, hocası, Hasan’ın aklından endis¸e ederek, onu özel yemekler ve ilaçlarla tedaviye koyulmuş, bunun üzerine Hasan Sabbah İshafan’dan ayrılarak İsmaili mezhebinin kalbi olan Mısır’a doğru yola çıkmıştı.
Devamı...



1649 Haber (275 Sayfa, 6 Bir Sayfada bulunan toplam Haber)

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 .. 275 Sayfaya git: 2


Farc - Ep
Bu sayfanın içerikleri RSS/RDF-Kaynaklı olarak mevcut.

Sayfa Üretimi 0.1891 Saniyede, 9 Veritabanı Sorgusuyla