Güncel Yazılar

Deliler ve kentler

16-09-2018
 
 
13 Eylül 2018 sabahı…
 
Amed'de de toplumca bilinen ve kabul gören deliler vardır. Bu delilerin her biri başka bir efsanenin kahramanıdır da ama kendi hikayeleri de vardır. Geçmişten bugüne gelişlerinin yolculuğu kulaktan kulağa yayılmıştır.
Qırıx Meheme ( Mehmet Karık) bugün öldü. Bir kentin dehlizleri, ara sokakları ve öfkeli bakışları sustu. Bir deli ölünce bir kentin kimliğinden ne eksilir? Ya da bir duvar nasıl yıkılır?
 
Deliler ve çocuklar bir toplumun vicdanıdır. Çocukların ve delilerin literatürüne her girildiğinde aslında bir toplumun mağarasına girilir. Çağın ve insanın kendinden sakındığı ve dile getiremediklerini duyulur hale gelir. Bilinmezi aslı olanın ifşası ile şen oluruz. Bir kent ki savaşımların başkentidir. Varolma koşullarının zorluğunda kent kendini sunmaktan imtina eder. Kent biraz da kimlik meselesidir. Kimliği olan kentlerin aslını görebilmek için kentin dehlizlerine inilmeli; ara sokaklarına, çıkmazlarına ve öfkeli bakışlarına odaklanmalı… Ya da yalnızca delileri ile konuşulmalı!!!
 
 
 
Her kentin bilinen bir delisi vardır. Deli dediğime bakmayın lütfen aslında onlar kentin vicdanıdır. Vicdan duvarlarından biridir ve bu duvarların arkasında uyandırılmayı beklenen bir hikaye yatar. Trajik, komik ya da dramatik belki epik bir anlatının başlangıcını taşıyan bu hikayeler bazen kent efsanesi de olabilir. Ama ilgi çekicidir. Hikayeler insanlara ilginç gelir. Aslında ilginç olan bir kentin kimliğini inşa ederken delilerin arkasındaki hikayelere saklanan kodlarla yüzleşmemizdir. Bir kente kendimizi ait hissetmemizin başka yolları da vardır elbette. Bu yüzleşme aidiyet ve kimlik duygusunun belki de ilk adımıdır. Ama hikayeler ve onların anlatıcıları yahut taşıyıcıları bizi kendi evrenine çağırır. Bu evrende karşılaştıklarımız utanabildiklerimizdir de. Vicdan bir utanma şeklidir.
 
Bu çağda her ne kadar kimliksiz kentler inşa edilse de bazı kentlerin karakteri vardır. O kentle özdeşleşmiş bir kimlikten ya da varolma biçiminden söz edilir. Elbette söz konusu olan mimari yada bayındır meseleler değildir. Coğrafya kaderdir düsturunun bir başka hali ile ifadeye kavuşan toplumların neticesi olan insanlar ve onların çağları aşan kendi olabilme gayreti biraz da delilik hallerinde barınır. Mesela Mardin Derik’in ünlü bir delisi vardı ve belediye şehrin göbeğine o delinin heykelini dikmişti. Heykeli dikilen deliler kaç toplumda vardır ki! O kentin o meydanına dikilen sadece bir heykel değildir. O meydana dikilen yüzleşebildiğimiz şeylerin toplamıdır da. Toplum kendi ile yüzleşmiştir ve toplumu var eden en atıl kodlardan birini hakkettiği değere kavuşturmuştur.
 
 
 
Amed’de de toplumca bilinen ve kabul gören deliler vardır. Bu delilerin her biri başka bir efsanenin kahramanıdır da ama kendi hikayeleri de vardır. Geçmişten bugüne gelişlerinin yolculuğu kulaktan kulağa yayılmıştır. Fakat her bir deli ayrıca toplumu tamlayan duvarın bir tuğlasıdır. Üst üste konulan o tuğlalar bir toplumun kişiliğini oluşturur. Bundan dolayıdır ki ölen her bir deli eksilen bir tuğladır. Tuğlalar eksildikçe duvar yıkılır ve böylece bir kenti var eden o karakterde eksilmeler olur. Bir kimlik ve kişilik meselesi sonraki nesillere aktarılamaz hale de gelir. Temsiliyet eksilir. Amed’in ve Amedlilerin bir çercevesi çizilmek istense bilinen delilerine bakmak yeterli olacaktır.
 
Mesela Amed’in ilk tanınan ve bilinen delisi Yaşo idi. ilk deli Yaşo öldü. Sonra Qerete Qadri ve şimdi de Qırıx Meheme… Deli Yaşo sadece deli idi. Qerete Qadri ise bir jöndü. Siyah takım elbisesi ve böğrüne kadar açık olan beyaz gömleği ile Yeşil Çam filmlerinden fırlamış gibiydi. Yoksa İtalyan mafya babası gibi miydi? Qırıx Meheme ise bir filozoftu ve devrimciydi. Amed’in Diyojen’iydi. Sanırım bir kentin topografyası ancak bu denli kolay bir şekilde çizilebilir. Kimlik tanımı yapılacaksa Amed’e dair Amed biraz delidolu, biraz kavgacı, birazda filozof ve devrimcidir. Aynı delileri gibi zamansız sözlerin ve ritmi bozulmayan yürüyüşlerin kahramanıdır.
 
* Bu metinde yer alan fikirler yazarına aittir. Gazete Duvar'ın editoryal politikasıyla uyumlu olmak zorunda değildir.
 
Kaynak :  Duvar Gazetesi

Yorumlar