Güncel Yazılar

AKP ‘üst akıl’a sığınmıştı, CHP de Saray’a sığındı!

09-05-2017
 
 
AKP'nin 'bütün kötülüklerin anası' olarak 'üst akıl'ı gösterme kurnazlığına CHP de sıvandı. CHP'nin 'üst akıl'ı da Saray oldu.
 
Hayaller, 16 Nisan referandumunda Hayır diyen yüzde 49’u kucaklamak, hatta yüzde 55’lerle, 60’larla buluşmak.
 
Gerçekler, biraz sivrilenin ayağını kaydırmak, kumpas kurmak, parti içi demokrasi yerine disiplin sopası kullanmak.
 
Sonra da belden aşağı vurmak, ilkeyi, kuralı ortadan kaldırmak…
 
Örneğin gidişattan rahatsızlığını açıklayanlara, mevcut yönetim anlayışına ortak olmak istemediği için görevinden istifa edenlere en kirli yaftayı yapıştırmak:
 
“Saray düğmeye bastı, bazı milletvekili arkadaşlarımız da buna alet oldu.”
 
 Ne demişti izlenen politikalardan rahatsız olan deneyimli milletvekili:
 
“2014’teki cumhurbaşkanlığı seçiminde partinin hiçbir organına danışılmadan karar vermeden bir çatı adayı belirlendi. Ekmeleddin İhsanoğlu ismini kimin çıkardığını partinin PM üyesi olmama rağmen bilmiyorum.”
 
Bunu Saray söyletiyor öyle mi?
 
Oysa o tarihte Saray’a kimse çıkmamıştı.
 
Başka ne demişti:
 
“CHP lider partisi değil, kadro partisidir. Son 10 yıla baktığımızda CHP lider partisi haline getirilmeye çalışılıyor. Partide tek adamlığı değiştirmemiz gerekiyor.”
 
Siz CHP olarak “tek adam yönetimine karşıyız” diye dolaşmadınız mı referandum sürecinde.
 
Bunu da mı Saray söyletiyordu!
 
“Başkan PM’de herhangi bir karar alınmasına izin vermiyor. 6-7 saat tartışıyoruz ancak o, kulağına kim ne fısıldıyorsa kararını ona göre veriyor.”
 
Parti yönetimindeki bu zaafı söylemek için Saray’ın düğmeye basması gerekmiyor ki CHP’de herkesin bildiği bir “sır”dı bu.
 
Bunların hiçbiri tartışıldı mı?
 
Elbette hayır.
 
Tek tartışılan, bu açıklamaların hangi gazetede yayınlandığı.
 
Doğru, yandaş-yalaka bir gazetede yayınlanmıştı bu açıklamalar.
 
Elbette bu da tartışılmalıydı.
 
Ama bütün bu tartışmaların odağına “başka gazete bulamadı mı” söylemini yerleştirmek, ancak haklı eleştirilerin üstünü örtmek, hedef saptırmak için olabilirdi.
 
Sonra ver disipline, “koy kapının önüne”.
 
Aslan sosyal demokratların partisi de ancak böylesine bir “hüner”le yönetilebilir.
 
Bu kadar beceriksizlik için Saray’ın düğmeye basmasına bile gerek yok.
 
Ne diyor partideki görevinden istifa eden genç milletvekili?
 
“16 Nisan’da Türkiye’de seçmenlerin en az yüzde 50’si tek adam rejimine karşı çıkmış ancak gayrı hukuki yollarla bu irade gasp edilmiştir. Cumhuriyet Halk Partisi’ne düşen görev, gayrimeşru olanı meşrulaştırmamak ve ortaya konan bu demokrasi iradesini Türkiye gerçeğine dönüştürmek için halkla birlikte siyasi mücadele vermektir.”
 
Duyduğunda tüylerini diken diken eden bu söz de Saray’ın düğmeye basmasıyla söylendi, öyle mi.
 
Saray ancak bu sözler söylenmesin diye düğmeye basar.
 
“Atılması gereken adımlar 16 Nisan gecesinden başlayarak gereken siyasi kararlılık ve netlikte atılmamıştır.”
 
“Bu sözler söylensin diye Saray düğmeye bastı” deyin, biz de inanalım.
 
Belki de bu sözleri söyletmiştir Saray:
 
“Hayır iradesini temsil eden en güçlü siyasi aktör olması gereken CHP’ye hakim olan yönetim anlayışı, demokrasi paydası etrafında birleşen milyonların sesini güçlendirmek yerine, parti içi demokrasiyi ve kurumsal yapıyı tartıştıran tutumlar sergilemiştir.”
 
Parti yönetimine, özellikle 16 Nisan referandumu sonrasında izlenen politikalara yönelik bu eleştiri de hiç tartışılmadı.
 
Genel Başkanın gözüne girip olası bir MYK değişikliğinde yer kapmak isteyenler fırladı sahneye “Zamanlama manidar” diye.
 
Bir deneyimli milletvekili eleştirince içeriği değil, açıkladığı medya tartışılıyor.
 
Genç bir milletvekilinin eleştirisindeki dayanak noktalarının tartışılması yerine işin odağına “zamanlaması” oturtuluyor.
 
Bu çabaların tek bir hareket noktası var; eleştirilere karşılık verememek, hataların üzerini örtmek… Aslında Saray bir düğmeye basacaksa, ancak CHP yönetiminin böyle beceriksiz, bu kadar basiretsiz, ortak akıldan bunca yoksun olması için basar.
 
Görünen o ki AKP’nin “bütün kötülüklerin anası” olarak “üst akıl”ı görme taktiği CHP’ye de sıçramış. CHP yönetimi de parti içersindeki farklı sesleri susturmak için AKP’deki “üst akıl”ın yerine “Saray’ın düğmeye basması”nı kullanır olmuş.
 
Bu mantığı sürdürüp hep beraber söyleyelim o zaman.
 
Saray düğmeye basınca HDP’li milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasına “Anayasaya aykırı ama evet” dedin.
 
Saray düğmeye basınca koştur koştur Yenikapı'daki mitinge gidip AKP'nin darbesine figüran oldun.
 
Saray düğmeye basınca referandum kampanyası boyunca milletvekillerinin tek bir HDP'li vekille bile yan yana durmasını yasakladın.
 
Saray düğmeye basınca halkın Hayır’larını korumak için sokağa çıkmasına engel oldun.
 
Saray düğmeye basınca referandum sonuçlarını meşrulaştırdın, "önümüzdeki maçlara bakalım" diyen şuursuz taraftar kıvamında 2019 seçimlerine gözünü diktin.
 
 CELAL BAŞLANGIÇ
 
KAYNAK: ARTIGERCEK

Yorumlar