Güncel Yazılar

Akşener'in Başkan Yardımcısı Ataol Behramoğlu!...

07-10-2017
 
 
 
12 Eylül darbesi sonrasını nasıl anlatmam sorulursa bir gün tek tümcelik bir yanıtım olur: "Turgut Özal sonrası liberaller, Recep Tayyip Erdoğan sonrası da kimi Türk solcuları bozuldu!.."
 
 
 
Esasında bu yazı için başlık yeter de artar bile ama Ataol Behramoğlu'na ve daha çok okura saygısızlık olmasın diye yazının devamını da yazmak zorunda hissettim kendimi. Kimileyin kendimi çok şanssız diye betimliyorum, herkesin çok merak ettiği kimi insanları keşke ben de onlar gibi tanısaydım, onları yakından tanımasaydım, diyorum içimden. Özelimde onlarla ilgili neler yok ki, kimilerini anımsadığımda utanıyorum kendimden.
 
Ataol Behramoğlu'nu tanıdığımda 13 yaşındaydım, yani tamı tamına 47 yıl olmuş. Hiçbir zaman aynı siyasi görüşe sahip olmadık ama sonuçta ikimiz de Türkiye'nin sosyalizmle yönetileceğini savunuyorduk. Kendisini tanıdığımda 12 Mart darbesi olmuştu, Ataol aranıyor muydu anımsamıyorum ama kardeşi Nihat Behram aranıyordu. Her darbede olduğu gibi yine aydınlar gözaltına alınmaya başlanmıştı, kendisi de o dönemin genç ve aydın devrimci şairlerindendi ve çok önemseniyordu. 12 Mart döneminde hemen hemen bütün yazarlar alınmıştı. Doğal olarak darbe bizim eve de uğradı ve Aziz Nesin 15 gün hapse girdi.
 
Aradan yıllar geçti, darbeler ve girişimlerinden başımızı kaldırıp ucundan accık da olsa demokrasiyi içimize çekemedik. Geçtiğimiz yıllarda Ataol Behramoğlu CNN Türk'te Cüneyt Özdemir'in konuğu olmuştu. O söyleşide 28 Şubat'ın darbe olmadığını söyledi ve kimileyin böyle şeylere gerek olduğunu söyleyip savundu. Ne yalan söyleyeyim, liberal Cüneyt Özdemir bile şaşkınlıktan ne diyeceğini şaşırdı ve bakakaldı Ataol'un arkasından. O günlerde ben de yazdım bu konuyu ama o bana babamın savaş arkadaşı olduğunu yazdı ve aşağılık olduğumu da belirterek Cumhuriyet'te yayınladı. Daha sonra HDP üzerinden de atıştık ama bugün yazacağım konu, sanki hepsinin üstüne tüy dikmiş gibi geliyor bana.
 
12 Eylül darbesi sonrasını nasıl anlatmam sorulursa bir gün tek tümcelik bir yanıtım olur: "Turgut Özal sonrası liberaller, Recep Tayyip Erdoğan sonrası da kimi Türk solcuları bozuldu!.."
 
Biliyorsunuz, MHP uzun zamandır karışık ve Devlet Bahçeli'ye karşı 4 aday çıkıp kongre istedi ama seçimler dolayısıyla Erdoğan'ın ve AKP'nin işine gelmediğinden kongre mahkeme kararıyla engellendi ve sonuçta Meral Akşener parti kurmaya karar verdi. MHP'nin kongre yapmaması, AKP'nin bu konuda her türlü anti-demokratik yolları denemesi tam bir faşizmdir ama bütün bunlar yeni Parti kuracak olan Meral Akşener'i demokrat yapmaz.
 
Meral Akşener, Tansu Çiller hükümetinin İçişleri bakanıydı ve faili meçhul cinayetlerin baş aktörüydü. Sadece baş aktörü olmakla da kalmadı, bugün aynı soru sorulduğunda yaptıklarından pişman olmadığını söyleyecek kadar da faşizme bağlı bir ASENA esasında Akşener. Sosyalist düşmanı, devrimci düşmanı, Kürt düşmanı bir kadın. Peki Ataol Behramoğlu bunları bilmiyor mu, bal gibi de biliyor ama onları anlamak zor, çünkü eskisi ya da yenisi biçok TKP'li, Mustafa Suphi ve arkadaşlarını Karadeniz'de boğdurtarak öldürten Mustafa Kemal'e de hayranlar, en ufak bir eleştirinize karşılar. Yani Ataol Behramoğlu, Mustafa Suphi ve arkadaşlarının katli için bugün şöyle diyebilir: "Evet, Mustafa Suphi yoldaş partimizin genel sekreteriydi ama bence o günün şartlarına göre Mustafa Kemal tarafından öldürülmeliydi. Burada Mustafa Kemal'e laf söylemek, eleştirmek yanlıştır..."
 
Bütün bunları neden yazdım, Ataol Behramoğlu geçen günkü yazısında Meral Akşener'i yazmış. İşte yazısından kimi bölümler:
 
"Sahnede pırıl pırıl, apaydınlık bir kadın konuşuyor... Samimi, bilgili, açık sözlü, zarif. Slogandan uzak, cesur, esprili. Zaman zaman izleyiciler arasında tanıdığı birine seslenerek, diyaloglar kurarak, (kimileri ayakta ya da komşu salonlarda) 1500 kişi olduğu tahmin edilen bir izleyici topluluğu karşısında, gösterişten uzak, alçakgönüllü, fakat gerçek bir yıldız gibi parlıyor... 27 Eylül Çarşamba akşamı Avcılar'daki Mira Palas Düğün Salonu'ndaki yemekte konuşan sayın Meral Akşener'den söz ediyorum. Beklenen parti henüz kurulmadı, fakat Meral Hanım şimdiden "genel başkan" olarak takdim ediliyor ve kuşkusuz bunu hak ediyor. 
 
Sayın Akşener'in konuşmasında altını önemle çizdiğim cümlelerden biri şu oldu: "Türkiye'nin bilgiye, görgüye dayalı dış politika aklına ihtiyacı var"...  Sevgili Meral Hanım, konuşmanızın pek çok başka yerinde sizin de belirttiğiniz gibi Türkiye'nin her alanda böyle bir akla ihtiyacı var.  Bu ihtiyacın bir başka adı da, normalleşmedir. Ülkenin sağıyla, soluyla, ortasıyla normalleşmesinde çok önemli bir işlev üstlendiğinizi, işinizin çok güç olduğunu görüyorum ve biliyorum. 
Yıllar önce bir hanım siyasetçi başbakan olduğunda, az kalsın bir övgü ve sevinç yazısı yazarak hayatımın sonradan çok pişman olacağım en büyük hatalarından birini yapmış olacaktım... Çok şükür yapmadım böyle bir hata. 
 
Fakat şimdi sizin için büyük bir güvenle bunları yazıyorum...  Devlet yönetiminde önemli görev üstlendiğiniz bir dönemin payınıza düşen sorumluluğunu üstlenmedeki açık yürekliliğiniz de bunda etken olmuştur. 
 
Solda bir arkadaşınız olarak karşılaşacağınız bütün güçlüklerde yanınızda olmakta tereddüt etmeyeceğim.  Yurdumuza olan ortak sevgimiz, saygılarım ve alkışlarımla."
 
Esasında yazının tamamını okursanız daha çok şaşıracaksınız ama ben ancak bu kadarını verdim. Hâlâ kendini solda zanneden Ataol Behramoğlu'nda ayrıca sanırım bir hastalık da başlamış gibi geldi bana. Ataol yazısında Tansu Çiller'den bahsediyor ve ona bir övgü ve sevinç yazısı yazmadığından dolayı da kendisiyle övünüyor. 47 yıllık tanışıklık adına söylüyorum Ataol Behramoğlu, yeni çağda bu hastalığın adı "ALZHEİMER", eskisininkini de zaten sen bilirsin, benden oldukça büyüksün, şairsin, edebiyatçısın, o yüzden ben söylemeyeyim.
 
Bu övdüğün kadın, o "iyi ki övmedim" dediğin kadının faşist bakanıydı ve 17 bin faili meçhulun çoğunda parmağı vardı. Neyse, ben yine ilk başta söylediğimi tekrar edeyim, 12 Eylül darbesi sonrasını nasıl anlatmam sorulursa bir gün tek tümcelik bir yanıtım olur: "Turgut Özal sonrası liberaller, Recep Tayyip Erdoğan sonrası da kimi Türk solcuları bozuldu!.."
 
 
Aydın olmak, ehven-i şer olmak değildir Ataol 
 
Aydın olmak zor bişey, yaşama aydın olarak devam etmek iyice zor. Aydın önce ilerici olmalı, devrimi savunmalı, yapılan iyi şeyleri değil, yapılmayanları yazmalı ve eleştirmeli.
 
 
 
Yine aynı şey başıma geldi, Ataol Behramoğlu'yla ilk tartışmamızda da karısı Hülya İşbilir Behramoğlu ilk yanıtı vermiş, daha sonra kendisi Cumhuriyet Gazetesi'nde yanıtlamıştı. O yazının başlığını hiç unutmam, "Alçaklığın Dereceleri"ydi ama bugünkü yazısının başlığı ne olacak bilemiyorum. Eşi Hülya Facebook sayfasından beni eleştirmiş kendine göre. O bölümü, imlasına da dokunmadan alıyorum buraya: "Ataol Behramoğlu'nun geçen cumartesi günü yayınlañan yazısının ardından, eleştiri yüklü ve hakaret dolu ve bir o kadar da, ( Sol anlamda ortak beğeni mesajları geldi) Ahmet Nesin, çok sevdiğim biri değildir .... Bu da çok şaşırtıcı olmamalı ki 28 Şubat dönemde, görüşlerine karşı çıktığı icin ( Ataol'un 28 şubat sürecine ilişkin anlaşmazlığina Cüneyt Özdemir ile, çünkü tuzak sorularla kapan kurarken C. Özdemir, A. Behramoğlu, sadece kendi iç öfkesi ile savunacagını sandı yine Rte katşıtĺığıni yanıtladı .. . ( Bu boşluğu fırsat bilen A. Nesin, kendince, vurdu da vurdu...Şimdi o öyle demişti de, bu böýle anlamıştı savunusunu yapmayacağım ama; Sizin gibi dost yavşaklarından korusun tengri diyorum... Uzun lafın kısasi; "Tiranlardan" kurtulmak için her yol mübahtır..."
 
Bu sözümona eleştirinin altına da bir Face arkadaşları benim Ataol'un tırnağı olamayacağımı yazmış. Bu da sanırım Ataol'un çok hoşuna gitmiş olmalı ki, hemen "Sevgili Coşkun, değerli dostum, bu cumartesi yayınlanacak yazım dostlarımın yüreğini daha da ferahlatacak." diye yanıtlamış.
 
Konuya girmeden önce şunu söyleyeyim, benim kimsenin tırnağı olmak gibi bir derdim yok. Hele Ataol gibi birisiyle hiç yok, ben gazeteciyim, kendisi şair ve çevirmen, köşe yazısı yazdığına bakmayın, dalında uzmanlaşanlar (ki hem şiirde hem de çeviride uzmandır) yazı yazabilir ama bu onları gazeteci yapmaz.
 
Bu arada bana da mesajlar gelmedi değil tabi. Aynı Ataol'da olduğu gibi beğenen de var, kızan da ama birisi çok hoşuma gitti, onu buraya alıyorum, arkadaş yazmamış, sadece çizmiş, Belçika'da yaşayan bir karikatürist...
 
Şimdi gelelim esas konuya, yani Hülya Behramoğlu'nun yazdığı son tümceye: "Tiranlardan kurtulmak için her yol mübahtır..." Ne kadar Hülya Behramoğlu da yazsa, bu gibi durumlarda yazıdan mutlaka haberi vardır ve onaylamıştır, böyle de olması gerekiyor.
 
Aydın olmak zor bişey, yaşama aydın olarak devam etmek iyice zor. Aydın önce ilerici olmalı, devrimi savunmalı, yapılan iyi şeyleri değil, yapılmayanları yazmalı ve eleştirmeli. Türkiyeli aydınlar bu oyuna sıkça düşüyorlar, bence bu aydın olmanın ne demek olduğunu yeteri kadar anlamadıklarından dolayı olmalı. Bunu o kadar çok yaşadık ki, sanırım Cumhuriyet Tarihi bunun örnekleriyle dolu. Bir sonraki yazımda yazacağım bu konuyu, yazının başlığı da "HALKIN DEMOKRAT SANDIĞI BAŞBAKANLAR" olacak.
 
Bir kısım aydın Turgut Özal iktidara geldiğinde, onu kurtarıcı demokrat sandı. Neden, Kenan Evren'e göre o ehven-i şer'di. Türkeş yerine Bahçeli geldi, adamın ne kadar demokrat olduğunu yazanları hiç unutmayacağım. Şimdiye kadar sokağa çıkıp da Kürt öldürtmediği için uysal sanılan Bahçeli bugün, "5 bin ülkücü hazır" diyor. Kimse 12 Eylül'de arabasının bagajında yakalanan otomatik silahların kaç devrimciyi katlettiğini sorgulamadı, yumuşak başkan dediler ama bugün yaşadıklarımız ortada.
 
Muhsin Yazıcıoğlu öldükten sonra yazılan ağıtları unuttun mu Ataol Behramoğlu. Birden unuttular 80'lerde kaç cinayette parmağı olduğunu. Oral Çalışlar'da aynı senin gibi "SOLCU ve SOSYALİST" olduğunu söyleyip ağıtlar yaktı, bir cenaze namazını kılmadığı kalmıştı.
 
Peki sen Meral Akşener'in İçişleri Bakanlığı yaptığı dönemi unuttun mu, anımsamıyor musun, yoksa çocuk muydun o zaman. Esasında benden küçüksün de yaşını mı büyüttün sonradan.
 
İstersen sana anımsatayım ne dediğini: "Ben, İçişleri Bakanlığı yaptığım dönemde tarihin en uzun, en geniş, en kapsamlı sınır ötesi harekâtına imza atmış bir bakanım. Utanarak söylüyorum bazıları diyor ki sosyal medyada 'Meral Akşener MHP'ye genel başkan olmasın, faili meçhullerin sorumlusu O'dur' diyorlar. Ne derseniz deyin hepsi kabulümdür. Bu ülke için, bu milletin birliği beraberliği için bir şey yapılması gerekiyorsa yapmışımdır, sorumluluğunu da sonuna kadar alıyorum."
 
Öldürülen sayı kaç biliyor musun, onu da anımsatayım sana, 17.000. Belki bügüne değin 1 kere de olsa "Cumartesi Anneleri" toplantısına gitmişsindir. Onlar niye bunca yıldır toplanıyor, biliyor musun Ataol, Meral Akşener'in faili meçhullerinin kemikleri için. Anlamadın mı daha Ataol, öldürülen Kürtler için.
 
İş buraya gelince ben anlıyorum, sen eski genel sekreterin Mustafa Suphi ve arkadaşlarını boğdurtan Atatürk'ü sevdikten sonra ben bunları neden yazıyorum ki... Sen değil, birileri anlasın diye yazıyorum, senden umudum yok zaten. Öldürülenler Kürt olduğu için bu konular da senin umurunda değil zaten.
 
Bir anısını daha anlatayım istersen de kimin için EHVEN-İ ŞER yaptığını iyi anla. 3 Mayıs 2015'te Radikal Gazetesi'ne verdiği söyleşide şöyle diyor Akşener: "Bir kadın mitingi yapılacaktı ve 'Kahrolsun şeriat' diyorlardı. İnancıma göre şeriat, İslam demektir. İnançlı biri olarak dedirtmemem lazımdı. "Hükümete bağırın, ama bunu demeyin" dedim. Yine de birkaç yerde söylendi. O geceyi hayatımdan silmek isterim. Anlatılamayacak bir acı hissettim." Bu konuda da umarım yazarsın bir gün. Meral Akşener İçişleri bakanlığını Mehmet Ağar'dan teslim almıştır ve bu ikisinin yaptıklarını ne Türk ne de Kürt devrimcileri unutmaz.
 
Hani eşin Hülya, Erdoğan için "TİRAN" diye yazmış ya, peki bu yazdıklarımdan sen ne çıkartıyorsun? Daha mı demokrat sence, daha mı yumuşak? Sana aralarındaki farkı söyleyeyim mi, Meral Akşener'in gizlice yaptığını Erdoğan açıktan yapıyor. Meral Akşener döneminde de Kürt köyleri yakılmıştı ama insanlar köylerinden atılıp dışarıda öldürüldüler, Erdoğan döneminde de yakılıyor ama gizlemeye gerek kalmadan bodrumlarda çoluk-çocuk, yaşlı-hamile demeden yakılıyor. İşte senin EHVEN-İ ŞER'in bu Ataol, yeme de yanında yat, olur mu? Bir de, bir ricam olacak, birilerine yazarken "Sol'dan arkadaşınız" neyim deme, aydın olmak ve solcu olmak o kadar kolay değil.
 
 
AHMET NESİN
 
 
Kaynak; Artıgerçek
 

Yorumlar