Felsefe

Konuşmalar ...Konfüçyüs

10-09-2012


- "Bağlılığı ve içtenliği birinci planda tut."
- "Kendine uygun olmayan kimselerle arkadaşlık etme."
- "Yanlışlarını düzeltmekten korkma."
IX - Filozof Tsang dedi ki: "Ana baba için yapılan cenaze törenlerine gereken dikkat gösterilirse, ölülere kurbanlar sunmak savsaklanmazsa, halkın erdemi kesinlikle yüksek düzeye erişir."
X - Tzu-ch'in, Tzu-kung'a (4) sordu: "Üstadımız bir ülkeye geldiğinde, o yerin hükümeti hakkında öğrenmediği şey kalmaz. O, bunları kendi mi öğreniyor, yoksa bu bilgiyi ona başkası mı veriyor?"
- Tzu-kung dedi ki: "Üstadımız bunları iyi yürekliliği, doğruluğu, nezaketi, ölçülülüğü ve her şeyi hoşgörürlüğüyle elde eder. Onun bu bilgiyi alma yöntemi başka insanlarınkinden farklı değil midir?"
XI - Üstat dedi ki: "Bir kimsenin babası yaşıyorken onun isteklerine bak. Babası ölünce onun davranışlarına dikkat et. O kimse, üç yıl babasının yolundan ayrılmazsa, ona 'ana babasına bağlı bir kimse' denir."
XII - Filozof Yu dedi ki: "Törenleri yerine getirirken düzenin değeri vardır. Eski kıralların gösterdiği yolda, bu en üstün bir nitelikti. Büyük küçük işlerde biz bu yolu izledik."
- "Bununla birlikte, bu her zaman yapılamamıştır. Bu düzen bilinirse, her şey yoluna girer; ama bu, yine törenlerle düzenlenmezse hiçbir şey yolunda gitmez."
XIII - Filozof Yu dedi ki: "Anlaşmalar, doğru olan şeye göre yapılırsa, verilen sözler yerine getirilir. Saygı yerinde gösterilirse ayıp ve utançlardan uzak kalınır. Böylece, birbirine bağlı olanlar saygıdeğer olurlar."
XIV - Üstat dedi ki: "Büyük ve üstün insan, yemekte karnının doyup doymayacağını düşünmez. Evinde rahatını aramaz. Yaptığı işlerde ağırbaşlı, konuşmalarında dikkatli bir kimsedir. O ilkesi olan kimseleri araştırır. Bu kimse için 'öğrenmeyi seven bir kimse' denebilir."
XV - Tzu-kung dedi ki: "Dalkavuk olmayan yoksul insanla, gururlu olmayan zengin bir kimse için bir şey söyleyebilir misiniz?" Üstat yanıt verdi: "Evet, söyleyebilirim; yalnızca onlar, yoksul ama mutlu, zengin ama terbiye ve incelikten ayrılmayan bir kimseyle karşılaştırılamazlar."
- Tzu-kung yanıt verdi: "Şiir kitabında (Shıh-ching) denmiştir ki, bir şeyi keserken törpüle, oyarken cilala. 'Anlaşıldığına göre, bu sözler, sizin söylediklerinizi aynen içeriyor demektir."
- Üstat dedi ki: "Sonunda seninle şiir üzerine konuşabilirim. Sana bir şey sorduğum zaman arkadan neyin geleceğini biliyorsun."
XVI - Üstat dedi ki: "İnsanların beni tanımamış olmalarından dolayı üzülme. Ben onları tanımadığım için üzülürüm."



İKİNCİ BÖLÜM
"Ülkeyi Yönetmek"


I - Üstat dedi ki: "Ülkesini erdemle yöneten kimse, yerini her zaman koruyabilen ve bütün yıldızların kendisine uyduğu kutup yıldızıyla karşılaştırılabilir."
II - Üstat dedi ki: "Şiir kitabında 300 parça şiir vardır; ama bir tümce hepsini içine alabilir: Kötücül düşüncelerin olmasın."
III - Üstat dedi ki: "Halk yasalarla yönetilir ve cezalarla yola getirilmek istenirse, onlar kendilerini cezalardan kurtarmaya çalışacaklar; ama hiç utanç duymayacaklardır. Onlar erdemle yönetilir ve terbiye gerekleriyle yola getirilmek istenirse, utanç duyacaklar ve böylece iyi olmaya çalışacaklardır."
IV - Üstat dedi ki: "15 yaşımda kendimi öğrenmeye verdim."
- "30 yaşımda, istencime sahip olabildim."
- "40 yaşımda, kuşkulardan uzaklaştım."
- "50 yaşımda, 'göğün buyruğu'nu öğrendim."
- "60 yaşımda, seziş yoluyla her şeyi kavradım."
- "70 yaşımda, doğru olan şeylere zarar vermeden yüreğimin isteklerini yerine getirebildim."
V - Meng İ (5), "Anaya babaya sevgi ve bağlılığın ne olduğunu" sordu. Üstat yanıt verdi: "Onların sözünü dinlemek demektir".
- Daha sonra Fan Ch'ıh (6) ile giderken dedi ki: "Meng-sun (Meng İ) bana 'Ana babaya sevgi ve bağlılığın ne olduğu'nu sordu. Ben de, 'Onların sözünü dinlemektir,' dedim."
- Fan Ch'ıh dedi ki: "Ne demek istiyorsunuz?" Üstat yanıt verdi: "Yaşarken, ailemize terbiye gereklerine göre hizmet etmeliyiz. Öldükleri zaman, tören kurallarına göre onları gömmeli ve kurbanlar sunmalıyız."
VI - Meng Wu da, (7) yine anaya babaya bağlılığın ne olduğunu sordu. Üstat yanıt verdi: "Ana baba, çocuklarının hastalanmasından korkarlar."
VII - Tzu-yü (8) de anaya babaya bağlılığın ne olduğunu sordu. Üstat yanıt verdi: "Bugünlerde anaya babaya bağlılık demek, bir kimsenin ailesini geçindirmesi olarak anlaşılıyor. Ama, köpek ve atlar da ayni şeyi yaparlar. Saygı olmazsa bunu ötekinden nasıl ayırt edebiliriz?"
VIII - Tzu-hsia da, anaya babaya sevgi ve bağlılığın ne olduğunu sordu. Üstat yanıt verdi: "Zorunluk ve biçim sorunudur. Ailesinin bir sıkıntısı olunca, genç çocuk bu sıkıntıyı üzerine alırsa, şarabını, yiyeceğini onların önüne koyarsa, bu anaya babaya sevgi ve bağlılık sayılmaz mı?"
IX - Üstat dedi ki: "Hui (9) ile bütün gün konuştum. Söylediklerimin hiçbirine karşı çıkmadı. Sanki budalaydı. Benden uzaklaşınca özel yaşamınızı inceledim. Bu her şeyi açıkça gösterdi; Hui budala değildi."
X - Üstat dedi ki: "Bir insanın yapacağı işlere bak:
- "Onun davranışlarına dikkat et."
- "Dinlendiği şeylere bak."
- "Bir insan kişiliğini nasıl gizleyebilir?"
XI - Üstat dedi ki: "Bir kimse, sürekli yeni bilgiler elde ederek eski bilgisini geliştirmeye çalışırsa, o kimse başkalarının öğretmeni olabilir."
XII - Üstat dedi ki: " 'Büyük ve üstün insan' bir araç değildir."
XIII - Tzu-kung, "'üstün insan' kimdir?" diye sordu. Üstat yanıt verdi: "Konuşmadan önce eyleme geçer ve sonra eylemine göre konuşur."
XIV - Üstat dedi ki: " 'Büyük ve üstün insan' özgür düşüncelidir ve dar kafalı değildir. Ancak küçük bir insan dar kafalıdır ve özgür düşünceli değildir."
XV - Üstat dedi ki: "Düşünmeden öğrenmek, zaman yitirmektir. Bir şeyi öğrenmeden düşünce ileri sürmek, tehlikelidir."
XVI - Üstat dedi ki: "Yu, (10) sana bilginin ne olduğunu öğreteyim mi? Bir şey bildiğin zaman, onu bildiğini göstermeye çalış. Bir şey bilmiyorsan, onu bilmediğini kabul et. İşte bu bilgidir."
XVII - Üstat dedi ki: "Garip öğretiler üzerinde çalışmak, gerçekten zararlıdır."
XVIII - Tzu-chang, (11) para kazanmak amacıyla bilgi edinmeye çalışıyordu.
- Üstat dedi ki: "Çok dinle, kuşkulandığın noktaları bir yana bırak ve sakınarak konuş; o zaman pek az yanlışın olur. Çok gör ve tehlikeli şeylerden uzaklaş ve davranışlarında sakıngan ol. O zaman pişman olmazsın. Bir kimse konuşmalarında ve davranışlarında az yanlış yaparsa, bu kimse kazanç yolundadır demektir."
XIX - Dük Ai (12) sordu: "Halkı söz dinler kılmak için ne yolda davranmalı?"
- Üstat yanıt verdi: "Doğruluktan ayrılma, yanlışlarını düzelt. İşte o zaman halk söz dinler. Yanlışlarını düzeltmezsen, doğruluktan ayrılırsan, o zaman halk söz dinlemez."
XX - Chi K'ang (13) sordu: "Halkın hükümdarlarına karşı saygılı olması, bağlılık göstermesi ve çok çalışması için, ne yapmalı?"
- Üstat yanıt verdi: "Halkı ağırbaşlılıkla yönetirse, ona saygı gösterirler. O (hükümdar), ailesine bağlı ve herkese karşı incelikliyse, ona bağlılık gösterirler. İyi yoldan gider ve elinden geldiğince öğretmeye çabalarsa, halkı çok çalışır."
XXI - Birisi Konfüçyüs'e dedi ki: "Neden devlet hizmetinde bir görev almıyorsunuz?"
- Üstat yanıt verdi: "Şiir kitabında anaya babaya bağlılık konusunda ne diyor? Sen ana ve babana bağlıysan, kardeşlik ödevini yapmış olursun. Bu davranış devleti etkiler ve aynı zamanda hükümetin kurulmasını sağlar. Şu halde, bir insan neden devlet hizmetinde görev alsın?"
XXII - Üstat dedi ki: Bilmiyorum, bir kimse nasıl oluyor da yalancılıkla işini başarabiliyor. Büyük ve küçük arabalar, nasıl oluyor da boyunduruk ve koşum olmadan gidebiliyor?"
XXIII - Tzu-chang, "Bin yıl sonraki işler bilinebilir mi?" diye sordu.
- Üstat yanıt verdi: "Yin sülalesi, Hsia sülalesinin devlet düzenini izledi. (14) Onların bir şeyler aldığı ya da onlara bir şeyler eklediği bilinmektedir. Chou hanedanı Yin hanedanının düzenini izledi. (15) Onlardan neyin alındığı ya da onlara neyin eklendiği biliniyor. Belki bundan sonra gelenler, Chouları izleyeceklerdir. Yüzlerce yıl sonra bile olsa, Chouların işleri bilinecektir."
XXIV - Üstat dedi ki: "Kendisiyle ilgili olmayan bir ölüye sunu sunmak dalkavukluktur."
- "Doğru olan şeyi görmek ama yapamamak, korkaklıktır."



ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
"Sekiz Sıra"


I - Konfüçyüs, kendi bölgesinde sekiz tür eğlence düzenleyen Chi ailesinin başkanı için dedi ki: "O, bu gibi işlere dayanabiliyorsa, dayanamadığı şey acaba nedir?"
II - Üç aile, kurban törenlerinin sonunda kapları kaldırırken Yung ilahilerini okurlardı.
- Üstat dedi ki: "Yardımcılar, prenslerdi; Göğün Oğlu (imparator) ciddi ve ağırbaşlıydı, sözlerini bu üç büyük ailenin tören salonunda söylemeye nasıl cesaret ederler?"
III - Üstat dedi ki: "Bir kimse erdemli değilse, dinsel törenlerle ne ilgisi olabilir? Bir kimsenin erdemi yoksa, müzikle nasıl ilgilenebilir?"
IV - Lin Fang (16), 'Törenlerde neye dikkat edilmesi gerektiğini' sordu.
- Üstat yanıt verdi: "Bu gerçekten önemli bir soru."
- "Şölenlerde savurganlık yapmaktansa, tutumlu olmak daha iyidir. Yas törenlerindeyse üzüntüyü derinden göstermek, ilgisiz görünmekten daha iyidir."
V - Üstat dedi ki: "Kuzey'in ve Doğu'nun yabanıl boylarının da başkanları vardır. Ancak bizim hükümdarsız büyük ülkelerimizle karşılaştırılamazlar."
VI - Chi ailesinin Başkanı T'ai dağına (17) sunu sunacaktı.
- Üstat, Tsan- Yü'ye (18) dedi ki: "Onu bu işi yapmaktan alıkoyamaz mısın? Tsan Yü, "Hayır!" dedi. Üstat, "Ya! Demek T'ai dağının Lin Fang gibi anlayışsız olduğunu söylemek istiyorsun?"
VII - Üstat dedi ki: "Büyük ve üstün insan, kavga etmez. Ama, gerekirse de okla dövüşmez mi? Ama, o yine düşmanını selamlar ve şerefe içki içer. O savaşında bile yine üstün bir insandır."
VIII - Tzu-hsia, "Şiir kitabındaki, insanı kendinden geçirici gamzeli gülümseyişi, gözlerinin beyaz-siyah parlaklığı (güzelliği) ve renklerin yalınlığı sözleriyle ne demek isteniyor?" diye sordu.
- Üstat yanıt verdi: "Renkleri saptarken yalın bir zemin hazırlamak gerekir."
- "Öyleyse, törenler daha sonra mı gelir?"
- Üstat yanıt verdi: "Ancak Shang benim ne demek istediğimi anlar. Şimdi onunla şiir konusunda konuşmaya başlayabilirim."
IX - Üstat dedi ki: "Hsia sülalesinin törenlerinden söz edebilirim; ama, Chiler konusunda bir şey söyleyemem. Yin hanedanının törenlerinden söz edebilirim; ama, Sung hanedanı (19) için söyleyecek bir sözüm yok. Çünkü onların kayıtları noksandır ve akıllı hükümdarları yoktur. Bunlara sahip olsalardı, konuşmalarında bunları kanıt olarak gösterebilirlerdi."
X - Üstat dedi ki: "En büyük törenlerde içki verildikten sonra, daha çoğunu görmeye dayanamıyorum."
XI - Biri, "Büyük kurban törenlerinin ne anlam taşıdığını" sordu.
- Üstat yanıt verdi: "Bilmiyorum. Bunu anlatabilen bir kimse, bunu seyreder gibi (avucunu gösterir) kolayca imparatorluğu yönetebilecektir."
XII - O, ölülere sanki oradaymışlar gibi sunu sundu. Ruhlara da, sanki oradaymışlar gibi sunu sundu.
XIII - Wang-sun Chia, (20) "Ocağa saygı göstermek, batı-güney köşesine saygı göstermekten daha iyi değil midir?" sözlerinden ne anlaşıldığını sordu.
- Üstat yanıt verdi: "Göğü gücendiren bir kimsenin, dua edecek başka bir yeri olamaz."
XIV - Üstat dedi ki: "Chou sülalesi, önceki iki hanedanın kültüründen yararlanmıştır. Böylece o (Chou hanedanı), nasıl da yetkindir! Bunun içindir ki, ben Chouları izliyorum."
XV - Üstat büyük tapınağa girdiğinde, oradaki işleri sordu. Biri dedi ki: "Tsao'dan gelen bey oğlunun (yani, Konfüçyüs'ün) tören kurallarını bileceğini kim söyleyebilirdi. (21) O, büyük tapınağa girdi ve işler konusunda bilgi istedi.Üstat bu sözü duyunca dedi ki: 'İşte, törenlerin kuralı budur'."
XVI - Üstat dedi ki: "Ok atma sanatında, 'deri' asıl olan şey değildir. Çünkü insanların gücü eşit değildir. Bu, eski bir kuraldır."
XVII - Tzu-kung, her ayın birinci günü atalara kurban edilen koyunu ortadan kaldırmak istedi.
- Üstat dedi ki: "Tzu, sen koyunu seviyorsun; bense töreni seviyorum."
XVIII - Üstat dedi ki: "Bir hükümdara toplum kurallarına göre hizmet edilirse, halk ona dalkavukluk edildiğini düşünebilir."
XIX - Dük Ting, (22) "Bir hükümdarın adamlarını nasıl kullanması ve bu adamların hükümdarlarına nasıl hizmet etmeleri gerektiğini" sordu.
- Konfüçyüs yanıt verdi: "Bir hükümdar, adamlarını toplum kurallarına göre kullanmalı. Adamlarıysa ona bağlılıkla hizmet etmeliler."
XX - Üstat dedi ki: "Kuang Tsü şiiri neşe vericidir; ama kötü deyişli değildir. Üzüntüyü anlatır; ama, üzücü değildir. (23)
XXI - Dük Ai, Tsai Wo'ya, (23) "o ülkenin tanrısının sunağını sordu. Tsai Wo yanıt verdi: "Hsia hükümdarları buraya çam ağacı diktiler. Yin sülalesinin hükümdarları servi, Choularsa kestane ağaçları diktiler. Bunun anlamı, insanlara korku vermek demektir."
- Üstat bunu işitince dedi ki: "Yapılan işler konusunda konuşmak yersizdir. Nasıl sonuçlanacağı belli olan işler için gösteri yapmak anlamsızdır. Geçmiş şeyleri ayıplamaksa boştur."
XXII - Üstat dedi ki: "Kuang Chung (25) yeteneği az olan bir insandır."
- Biri dedi ki, "Bu, onun elisıkı olduğundan mı ileri gelmektedir?"
- Üstat, "Kuan'ın üç karısı vardır. Sonra, adamlarını da çok çalıştırmıyor. O, nasıl elisıkı bir insan olabilir?" diye yanıt verdi.
- "Kuan Chung toplum kurallarını biliyor muydu?"
- Üstat yanıt verdi: "Prenslerin saraylarının girişlerinde bir paravana vardır. Kwan'ın da böyle bir paravanası vardır. Prensler birbirlerini ziyaret ettiklerinde, önlerine özel masalar koyarlar. Burada içildikten sonra kapları ters çevirirler. Kwan da böyle yapar. Kwan toplum kurallarını biliyorsa, başkaları neden bilmesin?"
XXIII - Üstat, Lu derebeyliğinin büyük müzik üstadına ders veriyordu. Dedi ki: "Müzik kolayca öğrenilebilir. Önce çalgı seslendirilir, sonra notasına göre parça çalınır ve bu böylece sürerek sona erer."
XXIV - İ kentinin (26) sınır korumanı, Üstatla tanışmak istedi. Dedi ki: "Büyük bir insan buraya geldiğinde, hep onlarla tanışma fırsatını bulurum." Onu Konfüçyüs'le tanıştırdılar. Dışarı çıktığında, koruman, "Arkadaşlar, Üstadımızın devlet hizmetinde olmayışından dolayı neden üzüntü duyuyorsunuz? Ülke uzun zamandan beri gerçek ilkelerinden uzaklaşmış bulunuyor. Bir gün 'Gök' Üstadımızı tahtadan yapılmış bir çan gibi kullanacaktır". (27)
XXV - Üstat, Shao ezgisinin (28) pek yetkin ve güzel olduğunu, (kral) Wu'nun müziğinin de çok güzel, ama yetkin olmadığını söyledi.
XXVI- Üstat dedi ki: "İnsanlar hoşgörülü olmazsa, törenlere önem verilmezse, cenaze törenlerinde gözyaşı dökülmezse, ben bunlara nasıl dayanayım?"



DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
"Komşulara Karşı Erdemli Olmak"


I - Üstat dedi ki: "Erdemli davranışlar, komşuluğu pek iyi kılar. Bir kimse erdemin egemen olduğu bir yerde kalmak istemezse, o kimse akıllı kabul edilebilir mi?"
II - Üstat dedi ki: "Erdemli olmayan kimseler, uzun zaman yoksulluğa, sıkıntıya ve eğlenceye karşı koyamazlar. Erdem, erdem içinde yer alır. Akıllı olanlar bunu ararlar."
III - Üstat dedi ki: "İstenç, erdemin üzerine kurulursa nefret uyandırıcı davranışlar olmaz."
IV - Üstat dedi ki: "Gerçekten erdemli olan bir kimse başkalarını sevebilir ya da onlardan nefret edebilir."
V - Üstat dedi ki: "Zenginlik ve onur, herkesin istediği şeylerdir. Bunlar doğru bir yolda kazanılmazsa, pek çabuk yitirilir. Yoksulluk ve düşkünlük insanların nefret ettiği şeylerdir. İnsanlar dürüst davranmazlarsa, bunlardan kendilerini sıyırmalarının olanağı yoktur."
- " 'Büyük ve üstün insan' erdemden uzaklaşırsa, o iyi bir ün kazanabilir mi?"
- " 'Büyük ve üstün insan', iki yemek arasında bile erdeme aykırı davranamaz. İvedi anlarında bile ondan ayrılmaz ve tehlikeli zamanlarında da onu bırakmaz."
VI - Üstat dedi ki: "Erdemi seven birini henüz görmedim. Erdemden hoşlanmayan bir kimseden nefret edene daha raslamadım; erdemli bir kimse, bundan başka şeye değer vermez. Erdemli olmayandan nefret eden kimse, kendisine erdemsiz birinin yaklaşmasına engel olacak yolda erdemi yerine getirecektir."
- "Bir kimse, bir gün gücünü erdem için kullanabilecek mi? Onun gücünün bu yolda yeterli olmadığını hiçbir zaman görmedim."
- "Böyle bir olay olabilir; ama ben görmedim."
VII - Üstat dedi ki: "İnsanların yanlışları, sınıflarının özelliğidir. Bir insanın yanlışını görmekle, onun erdemli olduğunu anlayabilirsiniz."
VIII - Üstat dedi ki: "Bir kimse, sabahleyin 'Tao'yu işitse, akşamleyin yazıklanmadan ölebilir."
IX - Üstat dedi ki: "Taosu olan bir bilgin, kötü giysilerinden ve tatsız tuzsuz yemeklerinden dolayı utanç duyuyorsa, bu kimseye önem vermeye değmez."
X - Üstat dedi ki: " 'Büyük ve üstün insan' dünyada bir şeye karşı ne düşkünlük gösterir, ne de onu küçümser. O, doğru olan şeyi izler."
XI - Üstat dedi ki: " 'Büyük ve üstün insan' erdemi, küçük insansa rahatını düşünür. 'Üstün insan' yasalar konusunda kafasını çalıştırır; küçük insansa kendi çıkarını aramaya bakar."
XII - Üstat dedi ki: "Hep kendi çıkarını göz önünde tutmaya çalışan kimse, pek çabuk düşman kazanır."
XIII - Üstat dedi ki: "Ülke, toplum düzenlerine göre ve içtenlikle yönetilirse, bir karışıklık çıkabilir mi? Ülke içtenlikle yönetilirse, toplum kurallarına gerek kalır mı?"
XIV - Üstat dedi ki: "Yüksek bir konumda bulunmadığından dolayı telaşlanma. Asıl o konuma uygun olup olmayacağından dolayı endişe et."
XV - Üstat dedi ki: "Shan, benim öğretim her yeri kapsar." Öğrencisi Tsang yanıt verdi: "Evet."
- Üstat dışarı çıktı. Öğrencileri birbirine sordu: "O, bu sözleriyle neyi anlatmak istedi?" Tsang şu yanıtı verdi: "Üstadımızın öğretisi bağlılık ve iyilikseverliği içine alır."
XVI - Üstat dedi ki: " 'büyük ve üstün insan' yalnızca doğruluğu, küçük insansa yalnızca çıkarını düşünür."
XVII - Üstat dedi ki: "Değerli bir insan gördüğümüzde, onun gibi olmayı düşünmeliyiz. Değersiz bir kimseye rasladığımızdaysa, geri dönmeli ve kendimizi incelemeliyiz."
XVIII - Üstat dedi ki: "Ailenize hizmet ederken eleştirilerinizde incelikli olmalısınız. Sözlerinize aldırış etmediklerini görseniz bile, daha çok saygılı olmayı sürdürün. Bu sizi yorsa bile, kızmayın."
XIX - Üstat dedi ki: "Aileniz yaşıyorken uzak yerlere gitmeyin. Gitseniz bile belirli bir yeriniz olmalı."
XX - Üstat dedi ki: "Bir kimse üç yıl babasının yolundan giderse, ona 'Anaya babaya bağlı bir kimse' denir."
XXI - Üstat dedi ki: "Sevinç ve üzüntü anları için, ana ve babanın yaşı kesinlikle bilinmelidir."
XXII - Üstat dedi ki: "Eski insanlar sözlerinde aşırılığa kaçmamışlardır; çünkü yaptıkları işlerde başarıya erişemeyeceklerinden korkmuşlardır."
XXIII - Üstat dedi ki: " 'büyük ve üstün insan' sözlerinde dikkatli, davranışlarında ağırbaşlı olmalıdır."
XXIV - Üstat dedi ki: "Erdem olduğu yerde kalmamalı, komşuları da etkilemeli."
XXV - Üstat dedi ki: "Sakıngan davranışlarda, pek az yanılgı olur."
XXVI - Üstat dedi ki: "Hükümdara hizmet ederken, sürekli olarak ona yanlışını söylemek, o kimseyi gözden düşürür. Arkadaşlar arasında kırıcı sözler kullanmak, arkadaşlığın bozulmasına yol açar."



BEŞİNCİ BÖLÜM
"Kung-yeh Ch'ang" (29)


I - Üstat dedi ki: "Kung-yeh Ch'ang iyi bir eş olabilir. O, her ne denli hapisteyse de, suçlu değildir. Bunun için kızımı onunla evlendirdim."
- Üstat dedi ki: "Ülke iyi bir yolda yönetildiğinde, Nan Yung (30) devlet hizmetinde bir görev alabilir. Ülke kötü yolda yönetildiğinde de suç ve utançlardan uzak kalmasını bilir." Böylece onu ağabeyinin kızıyla evlendirdi.
II - Üstat dedi ki: "Tzu-chien (31) gerçekten üstün bir insandır. Lu'da üstün insanlar olmasaydı, o da bu ünü kazanabilir miydi?"
III - Tzu-kung sordu: "Bana ne ad verebilirsiniz?"
- Üstat yanıt verdi: "Sen bir kapsın." "Nasıl bir kap?" Üstat, "Değerli taşlardan yapılmış bir kurban kabı..." yanıtını verdi.
IV - Biri dedi ki: "Yung (32) gerçekten dürüst bir insandır; ama, güzel konuşma yeteneği yok."
- Üstat dedi ki: "Güzel konuşmanın yararı nedir? Başkalarını güzel sözlerle oyalayan bir kimse, çoğu zaman o kimselerin nefretini çekmiştir. Onun dürüst bir insan olduğunu bilmiyorum; ama neden ille de güzel konuşması gereksin?"
V - Üstat, Ch'i - tiao K'ai'yın devlet hizmetinde yer almasını istiyordu. (33) O dedi ki: "Ben buna henüz uygun değilim." Üstat bu söze çok hoşnut oldu.
VI - Üstat dedi ki: "Benim ilkelerime uyulmuyor. Bir sal alıp denizlere açılacağım. Bana arkadaşlık edecek kimse, biliyorum ki Yu olacaktır." Tzu-lu bunu duyunca hoşnut oldu. Bunun üzerine Üstat dedi ki: "Yu, benden daha gözüpektir. O, bu gibi şeyler üzerinde hemen yargıya varmaz."
VII - Meng Wu, Tzu-lu'nun dürüst bir insan olup olmadığını sordu. Üstat, "Bilmiyorum," diye yanıt verdi.
- Bir daha sordu. Bunun üzerine Üstat dedi ki: "Bin savaş arabası olan bir ülkenin askerlik işlerini yönetmek için belki Yu kullanılabilir; ama, dürüst bir insan olup olmadığını bilmiyorum."
- "Ch'ıh için ne dersiniz?" (34)
- Üstat yanıt verdi: "Bin ailelik bir kentte ya da yüz arabalık bir boy içinde, Ch'iu başkan olabilir; ama, dürüst olup olmadığını bilmiyorum."
- "Ch'ıh (35) için ne söylebilirsiniz?"
- Üstat yanıt verdi: "Sarayda resmi giysiler içinde Ch'ıh konukları ve ziyaretçileri ağırlayabilir; ama, dürüst olup olmadığını bilmiyorum."
VIII - Üstat, Tzu-kung'a dedi ki: "Kimi daha üstün buluyorsun, kendini mi yoksa Hui'yi mi?"
- Tzu-kung yanıt verdi: "Kendimi Hui ile karşılaştırmayı nasıl düşünebilirim? Hui, bir noktayı anlar anlamaz, o sorunun bütününü öğrenir. Bense, bir noktayı anlayınca, ancak o şeyin ikinci bölümünü kavrayabiliyorum."
- Üstat dedi ki: "Evet, onun gibi değilsin. Eminim ki, sen ve ben onun gibi değiliz."
IX - Tsai-yü (36) gündüzleri uyurdu. Üstat dedi ki: "Sert tahta yontulmaz, pis topraktan yapılmış duvara mala işlemez. İşte bu, Yu'dur. Onu yetiştirmeye çalışmam ne kadar boşuna değil mi?"
- Üstat dedi ki: "Eskiden ben insanların sözlerini dinler ve onların yaptıklarına inanırdım. Şimdiyse onların sözlerini dinliyor ve davranışlarını seyrediyorum. Bu değişikliğe Yü yol açtı."
X - Üstat dedi ki: "Eğilmeyen bir kimse görmedim." Biri, "Shan Ch'ang var," (37) dedi. Üstat yanıt verdi: "Shang Ch'ang isteklerinin etkisi altındadır. O eğilmeyen bir insan olabilir mi?"
XI - Tzu-kung dedi ki: "Bana yapılmasını istemediğim şeyleri başkasına yapmam.
- Üstat yanıt verdi: "Ts"ze, sen bu denli olgunlaşmış değilsin."
XII - Tzu-kung dedi ki: "Üstadımızın ilkelerini duyduk; ama, insanın yaradılışı ve 'Göğün Oğlu' konusundaki düşüncelerini henüz duymadık."
XIII - Üstat dedi ki: "Tzu-lu birşey öğrenip de bunu başkasına öğretmeye fırsat bulamayınca, bunları yeniden öğrenmek zorunda kalacağından korkar."
XIV - Tzu-kung sordu: "Kun-wen, (38) 'Ven' (bilgili) sanını almak için ne yaptı?" - Üstat yanıt verdi: "O, çalışkan bir kimsedir ve öğrenmeye meraklıdır. Sormaktan çekinmez. İşte bundan dolayı 'Ven' sanını almıştır."
XV - Üstat, "Tzu-ch'an'ın, (39) 'üstün insan' olmasını sağlayan dört niteliği olduğunu söyledi. O davranışlarında alçakgönüllüydü. Büyüklerine hizmette bulunurken saygılıydı. Halka karşı inceydi ve halkı kullanırken pek adaletliydi."
XVI - Üstat dedi ki: "Yen P'ing, (40) arkadaşlık ilişkisinin nasıl kurulacağını biliyor. Bir insan uzun zaman o kimseyle tanışmış olmalı ve daha başlangıçta saygılı davranmalı."
XVII - Üstat dedi ki: "Tsang Wen, (41) evinde büyük bir kablumbağa saklıyor. Onun için bir sığınak yaptı. Bunun sütunlarının başlıklarına dağ ve kirişlerinin üzerine de kamış resimleri çizdirtti. Bu ne akılsızca bir şey!"
XVIII - Tzu-chang sordu: "Bakan Tzu-wen üç kez memurluk aldı. Hoşnut olduğunu hiç belli etmedi. Üç kez memurluktan çekildi, üzüldüğünü hiç göstermedi. Bu davranışıyla yeni bakana, hükümetini nasıl yönettiğini göstermek istiyordu. Bu bakan için ne dersiniz?"
- Üstat yanıt verdi: "O bağlı bir insandır; ama erdemli midir, bunu bilmiyorum. Nasıl erdemli olabilir?"
- "Subay Ch'ui, Ch'i prensini öldürdüğünde, kırk atı olan Ch'an Wen ülkesini ve atlarını bırakıp gitti. Başka bir ülkeye geldiğinde, 'Buradakiler de bizim büyük subayımız Ch'ui gibi...' deyip burayı da bıraktı ve başka bir ülkeye gitti; aynı nedenle buradan da ayrıldı. Bu kimse için ne dersiniz?" Üstat yanıt verdi: "O temiz bir insandır." "Erdemli midir?" "Bilmem, ama nasıl erdemli olabilir?"
XIX - "Chi Wen, (42) üç kez düşünür ve sonra eyleme geçer." Üstat bunu duyunca dedi ki: "İki kez düşünmek yeter."
XX - Üstat dedi ki: "Bu ülke iyi yolda yönetildiğinde, Ning Wu akıllı bir insan gibi davrandı. (43) Ülke karışıklık içinde olduğunda, budalaca davrandı. Ona akıllıca davranmayı başkaları öğretti; ama budalalıkları, kendisinindir."
XXI - Üstat Ch'an'dayken (44) dedi ki: "Bırakın beni geri döneyim! Bırakın beni geri döneyim! Okulumdaki çocuklar dikkatsiz ve düşüncesiz. Şimdiye dek bilgi elde etmeye çalıştılar; ama kendilerini nasıl yöneteceklerini öğrenemediler."
XXII - Üstat dedi ki: "Po-i ve Shu-ch'i (45) kendilerine yapılan kötü davranışlara hiç aldırmaz. Bunun içindir ki, düşmanları azdır."
XXIII - Üstat dedi ki: "Wei-shang Kao'nun (46) doğru bir insan olduğunu kim söylüyor? Biri ondan sirke istedi, o da bunu komşusundan alarak o adama verdi."
XXIV - Üstat dedi ki: "Tso Ch'iu-ming (47) aldatıcı sözlerinden, kurnazca davranışlarından ve aşırı saygıdan utanç duymuştur. Ben de bunlardan utanç duyarım. Birine karşı düşmanlığını saklamak ve sonra güler yüz göstermek. İşte Tso Ch'iu-ming bu gibi davranışlardan utanır. Ben de utanırım."
XXV - Üstadın yanında Yen-yüan ve Chi Lu vardı. (48) Üstat, "Gelin bana istediklerinizi söyleyin," dedi.
- Tzu-lu (Chi Lu) dedi ki: "Araba ve atlarım, güzel, kürklü giysirim olsun isterim. Bunları arkadaşlarıma da vereyim. Onlar bu giysileri korumasalar bile yine aldırış etmem."
- Yen Yüan dedi ki: "Ne yetkin bir insan olduğum için gurur duyayım, ne de iyi olan işlerimi başkalarına göstermekten zevk alayım."
- Sonra Tzu-lu dedi ki: "Sizin isteklerinizi de dinlemek isteriz Üstadım." Üstat yanıt verdi: "Yaşlı olanlara rahatlık sağlamak, arkadaşlara içtenlikle, gençlere de incelikle davranmak isterim."
XXVI - Üstat dedi ki: "Her şey tamam! Yanlışlarını anlamış ve kendisinin suçlu olduğunu kabul etmiş bir kimseye henüz raslamadım."
XXVII - Üstat dedi ki: "On ailelik bir köyde, benim gibi onurlu ve içten bir kimse bulunabilir; ama okumaya çok düşkün bir kimse, asla bulunamaz."

(Devam edecek)

Yorumlar