Denemeler

Harf Yetmezliği...Taylan Özkan

15-01-2010

Keyif insanlarını sevdim hep. Kaliteli tuvalet kağıdı kullananları.. Birileri ağlarken diğerleri teselli etmeli çünkü. Yoksa gözyaşlarıyla yükselir deniz seviyesi. Sular altında kalır şehirler. Tek bir insan kalmaz. O yüzden birileri ağlarken diğerleri teselli etmeli. Ya da çekip gitmeli kendi haline bırakıp. Mutlaka yapacak daha iyi bir şey vardır, siyah beyaz bir filmi dondurup televizyon ekranını boyamak gibi. Ya da  saklambaç oynamak, yumup gözleri bir daha açmamak..

İçinizde seyircisiz oynanan maçlarda yükselen saha içi seslerini hamam atmosferine benzeten oldu mu? Televizyon izlemediğim halde konuk olduğum evlerde sadece televizyona odaklanıyorum. Konuşmaların saçmalığından mı, insanların gereksizliğinden mi bilmiyorum. Aptal kutusu bazen kaçış kutusu olabiliyor.

İlgimi çeken bir tartışma konusu vardı. Ülkenin filozof yetiştirememesiydi konu. Hoş neden tartıştıklarını anlamadım. Sanırım birileri ülkeyi bostan sanıyor. Basit özgürlüklerin bile dile getirilmesinin suç olduğu bir ülkede farklı bir sistem geliştirmeye çalışan adamı ibreti alem için Clerigos Kulesi’nde müebbet bangi jumpinge mahkum ederler. İşte tam burada sorulması gereken soru şu; “kimdir bu cezalandırıcılar?”. Onlar ki medyayı yönetir, onlar ki eğitimi yönetir, onlar ki cümle kuramadan ahkâm keser, onlar ki pastırmadan sucuktan kazandığı paralarla sanat etkinliklerine hükmeder, işte onlardır farklılıkları sindirip duygusal yaşam alanlarını işgal edenler. Ve bu yüzden ülkede filozof yetişmez, budanır!

Hattı hümayun yazmış gibi böbürlenen, popüler kültürün çok satanları üst solunum yollarını tıkayan silindirik virüsün vicdan muhasebesini yapmalılar. Harf yetmezliği erken teşhisle tedavi edilebilir.

Dumansız hava sahalarına inat korku filmleri çekilmeli. Karartmalı ciğerleri (s)isle. Yalnız umumi tuvaletlerin dolu olduğunu göstermek için değil, kahırdan öksürmeli tıpkı eski Türk Filmleri’ndeki gibi. Öksürmeli ki hasta olduğumuz anlaşılsın. Yoksa hiçbirimizin kabul edeceği yok bu çöküntüyü.

Korku edebiyatı hız kesmeden ilerliyor. Bazen doğal felaketler, bazen savaşlar, bazen de salgın hastalıklar. Her dönem farklı bir hayvan türü sponsor olup reklamını yapıyor gribin. Bu yılın isim hakkını domuzlar aldı. İş koalaya gelene kadar izlemem ben bu ligi. Marjinallik parayla mı!

Bazen Kaleiçi’nde, eski Rum evlerinin bulunduğu dar sokaklarda geçen çocukluğum geliyor aklıma. Kavurucu sıcakların dahi engel olamadığı bisiklet turlarından yorgun düşmüş çocuk bedenlerimizle, mermer eşiğinde soluklandığımız ilk geniş kapılı evin zilini kurardık. Evet kurardık çünkü zil çalmak şimdiki gibi parmak ucunda bir dokunuş değildi. Çelik mekanizmanın mandalını birkaç kez çevirip bırakırdık. Kapıyı genellikle evle yaşıt sayılabilecek ve bu denkliği alnındaki kırışıklıklarla bize ispatlayan bir teyze açardı. Bazen su istediğimizi söylerdik, bazen hiç gerek kalmazdı, su gibi halimize bakıp bir şişe su ve bir bardak almak için içeri girerdi. Tek bardaktan içilen suydu çocukluğumuz ağız birliği etmişçesine. Şimdi ağız maskeleriyle dolaşan insanlar gördükçe o eski Rum evlerini hatırlıyorum. Ve içlerinde yaşayan, o yabancı ama kalpleri tanıdık, en az Mona Lisa kadar değerli hanımefendileri..

Yıllarca bezelyelerle oynaşan bilim adamlarının cinsel fantezilerini okumak zorunda kalan neslin fertleri olgunluk taslıyor Bujumbura’ya benzeyen şehrin yaşama alanlarında. Bir erkek kendi çarşafını, bir kadın başkalarının çarşaflarını değiştiriyorsa büyümüştür. Yetişkin insana verebileceğim en büyük tanım bu. Ötesi tamamen tribal enstantanedir.

Bir filmden sıkılıp yarısında izlemeyi bıraktığınız gibi.. Bir süre yokum. Aslında hiç olmadım desem yeridir, sonu olmayan film gibi. Küllerimden doğar mıyım acaba Aret Usta? Belki külleri de rüzgâr götürür, geriye hiç kalır. Ben yokken televizyon izlemeye, izlerken mandalina soymaya, sosyal ağlarda video paylaşmaya, sabahları erken kalkmaya, popüler kültürün saçmalıklarını yaşamaya, ana haber bültenlerinde sessiz küfürler etmeye, hayatın çekilmez olduğunu düşünmeye, ama hep bir umutla günleri bitirmeye devam edin. Hoşça kal “Aynılıkların Kenti”..

Taylan Özkan - www.taylanozkan.com

 

 

 

 

 Sayın Taylan Özkan'a, yazılarını bizimle paylaştığı için kendisine  teşekkürlerimizi sunarız

antires.com adına

Antires Mansur

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorumlar